Agatha Christie’nin en ünlü eserlerinden biri olan “On Kişiydiler” (orijinal adıyla And Then There Were None), polisiye edebiyatının başyapıtlarından biri olarak kabul edilir. Daha önce Türkiye’de “On Küçük Zenci” adıyla yayımlanan kitap, günümüzde ırkçı söylemlerden kaçınmak amacıyla bu yeni ismiyle basılmaktadır.
Birbirini tanımayan, farklı geçmişlere ve mesleklere sahip on kişi, gizemli bir ev sahibi tarafından Devon kıyısındaki ıssız bir adaya (Zenci Adası / Asker Adası) davet edilir. Adaya vardıklarında ev sahibinin orada olmadığını görürler. Akşam yemeği sırasında gizemli bir gramofon kaydı, her birini geçmişte işledikleri ama cezasız kalmış cinayetlerle suçlar.
Kısa süre sonra, odalardaki bir çocuk tekerlemesine (“On Küçük Asker”) paralel olarak konuklar birer birer ölmeye başlar. Adada bu on kişiden başka kimse yoktur; yani katil aralarından biridir.

Yazım
Agatha Christie, 1930’ların sonunda kariyerinin en karmaşık kurgusuna sahip olan On Kişiydiler fikrini tasarladı. Yazar, bu eseri yazmanın kendisi için teknik açıdan en zorlayıcı deneyim olduğunu sık sık dile getirmiştir. Eserin ana gayesi, “on kişinin hiçbir açık kapı bırakmadan, mantıklı bir şekilde nasıl birer birer öldürülebileceğini ve katilin nasıl aralarında gizlenebileceğini” kanıtlamaktı. Christie, bu kurguyu bir çocuk tekerlemesi olan “On Küçük Asker” üzerine kurarak her cinayeti bu dizelere uygun şekilde planladı.
Romanın yazıldığı dönemde Christie, arkeolog eşi Max Mallowan ile Orta Doğu seyahatlerine çıkıyor ve bu geziler eserlerine ilham veriyordu. Ancak bu kitap, yazarın diğer “Hercule Poirot” veya “Miss Marple” serilerinden farklı olarak, tamamen kapalı bir oda gizemi ve yoğun bir psikolojik gerilim üzerine inşa edildi. 1939 yılının Kasım ayında yayımlandığında, kurgudaki kusursuzluk ve “imkansız cinayet” teması edebiyat dünyasında büyük ses getirdi.
Agatha Christie, kitabın sonunu yazarken okuyucuyu tamamen çaresiz bırakacak bir ters köşe hedeflemişti. Kitabın orijinal finali o kadar etkileyiciydi ki, yazar daha sonra hikayeyi oyunlaştırdığında (tiyatro için), izleyicilerin moralini çok bozmamak adına sonunu biraz daha farklı bir şekilde uyarlamak zorunda kalmıştı. Ancak roman, karanlık ve adalet odaklı orijinal finaliyle tarihin en çok satan polisiye eseri olarak kaldı.
